Makale Koleksiyonu

Bu Koleksiyon için kalıcı URI:

Gözat

Son Gönderim

Gösteriliyor 1 - 5 of 13
  • Öge
    Örgün eğitim kurumlarındaki islam eğitimine yönelik bir yöntem teklifi: temsili/metaforik anlatım
    ( 2018) Tuncel, Emrullah ; 0000-0002-7970-2608 ; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat Anabilim Dalı
  • Öge
    Aslın aktarılmasında usulün önemi: yeni neslin dilini din diliyle buluşturmak
    ( 2019) Tuncel, Emrullah ; 0000-0002-7970-2608 ; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat Anabilim Dalı
    Düşünebilme ve konuşabilme melekelerini kullanmaya başladığı andan itibaren insanın kendisine (enfüs) ve çevresine (âfâk) dair sorgulamaları, onun ontolojik (fıtrî) ve epistemolojik (ilmî) yönünün ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Gençlik yıllarında daha da yoğunlaşan bu sorgulama eylemi, aslında insanın öğrenme merakının ve anlam arayışının doğal bir sonucudur. Bu sonucun bir gereği olarak, gençlere dini konularda rehberlik eden eğitimcilerimizin her türlü eylem ve söylemlerinde bu realiteyi göz önünde bulundurmaları ve dolayısıyla da buna uygun bir din dili ve hitap şekli geliştirmeleri son derece önemlidir. İşte bu realiteden hareketle biz bu çalışmamızda, bir taraftan tüm çağları kuşatan bir usûl ve metodolojiyi ortaya koyan kitaba dayalı (Kur‟ânî) ilkelerle, diğer taraftan bu çağın gerçeklerini ortaya koyan gözleme dayalı (tecrübî) tespitlerimizi buluşturmak istedik. Bunu yaparken de dinin asılları (usûlü‟d-dîn) hükmünde olan temel esaslarımızın, günümüz gençlerine hangi usûlle aktarılabileceğinin parametrelerini belirlemeye gayret ettik. Amacımız kitle iletişim araçları sayesinde her türlü bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı modern dünyada, din karşıtı manevi salgın hastalıklara karşı gençlerin ruhsal, zihinsel ve duygusal bağışıklıklarının güçlenmesini sağlamaya yönelik katkı sağlamak ve bu dînî esasları, asrın gençlerinin idrakine uygun bir söylem ile sunabilmektir. Zira bu yapılmadığı taktirde Hz. Ali‟nin, “Ġnsanların idraklerine/algı dünyalarına uygun bir şekilde konuşun. Yoksa siz, Allah ve Rasülü‟nün yalanlanmasından hoşlanıyor musunuz?” uyarısıyla yüzleşme tehlikesi her platformda karşımıza çıkacaktır. Bu bağlamda çalışmamızda, hangi çağın mensubu olursa olsun muhataplarını hem muhteva hem de üslup açısından etkileme gücünü her dönemde bünyesinde barındıran Kur‟an-ı Kerim‟in bu özelliğinin ipuçlarını yansıtan temel ilkelerin neler olduğunu belirlemeye gayret ederek bizi bu ilkelere götüren örnek ayetlere ve olaylara yer verdik. Bu tür tikel olaylardan ve ayetlerden ilhamla elde ettiğimiz tümel neticeleri ise gençlere dini konularda rehberlik eden eğitimcilerimizin istifadesine arz edebilmek maksadıyla “Aslî Delil‟den Usûle Dair Dersler” perspektifiyle sunmaya gayret ettik. Hem bu perspektiften hem de ilgili ayet, ilke ve örneklerden hareketle zihnimizde beliren formları ise şu ifadelerle başlıklandırarak sistematik hale getirmeyi hedefledik: 1. Karşıt Görüş ve Fikirleri Tanımak/Bilmek. 2. Sürekli Savunmacı Bir Dil Kullanmamak. 3. Doğrudan Muhatabı Hedef Alan Mesajlardan Kaçınmak. 4. Anlatımda Teşbih, Temsîl, Metafor ve Kıssalardan Yararlanmak. 5. Alay ve Hakaret Dilinden Kaçınmak. 6. Pozitif Yönleri Görebilmek. 7. Sonuç Odaklı Değil Süreç Odaklı Hareket Etmek. 8. Dinin Tebliğinden Ziyade Temsilini Öncelemek. Sonuç olarak, yeni neslin diliyle din dilini buluşturmayı hedeflediğimiz bu araştırmamızı, yukarıda yer alan başlıkları temellendirecek örnek ayet ve olaylar eşliğinde sunmaya çalışacağız. Böylece konuyu bir taraftan teorik (kitâbî) ilkelerle, diğer taraftan da pratik (tecrübî) örneklerle zenginleştirerek ideal olanla reel olanın ortak bir düzlemde nasıl buluşturulabileceğinin ve uygulanabileceğinin ipuçlarını sunmaya gayret edeceğiz. Bu minvalde çalışmamızın gençlik ve din diline dair hem teorik hem de pratik düzlemde yapılacak eylem, söylem, araştırma ve uygulamalara mütevazı bir katkıda bulunmasını umuyoruz.
  • Öge
    Mu‘tezili müfessir Ebu'l-Kasım El-Belhi'nin kıraatlere yaklaşımı
    ( 2020) Tuncel, Emrullah ; 0000-0002-7970-2608 ; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Temel İslami Bilimler Bölümü, Kraat A.B.D
    slam düşünce geleneğine bakıldığında bir âlimin sahip olduğu ilmî, tarihî, mezhebî kimlik ve aidiyetlerin, onun hem Kur’an metnine hem de bununla bağlantılı olarak kıraat ilmine olan yaklaşımını belirleyen temel parametreleri oluşturduğu görülmektedir. Dolayısıyla bir âlimin kıraatlere olan yaklaşımını belirlerken öncelikle onun ilmî kişiliğini, mezhebî kimliğini, tarihî aidiyetini ve yaşadığı dönemin kıraat telakkisini doğru bir şekilde tespit etmek elzemdir. İşte bu gerçeklerden hareketle makalede, hicrî üçüncü asrın sonuyla dördüncü asrın başı itibariyle Mu‘tezile’nin önde gelen mütekellim ve müfessirlerinden olan Arap dili, felsefe, tarih, fıkıh, kelam, hadis, tefsir gibi pek çok sahada eserler te’lif etmiş bulunan, ayrıca yaşadığı dönemde “Mu‘tezile ehlinin imamı” gibi vasıflarla nitelendirilen Ebu’l-Kāsım el-Belhî’nin (ö. 319/931) kıraatlere olan yaklaşımı tespit edilmeye gayret edilecektir. Bu yapılırken de onun kıraatlere olan yaklaşımını şekillendiren bireysel, ilmî, psikolojik, tarihî ve sosyolojik zemine ve döneminde var olan kıraat telakkisine dikkat çekilecektir. Bir diğer ifadeyle bu makalede kelâma ve tefsire dair görüşleriyle gerek sünnî gerekse de şiî ekollerin teşekkülünde önemli tesirleri bulunan bir âlim olarak Ebu’l-Kāsım el-Belhî’nin kıraatlere olan yaklaşımının ve kıraatleri kullanım keyfiyyetinin yapı taşları yine onun tefsirinden (tefsirine yapılan atıflardan) hareketle tespit edilmeye çalışılacaktır.
  • Öge
    Kur’an tedrisatında harf taliminin önemi ve usulü
    ( 2021) Tuncel, Emrullah ; 0000-0002-7970-2608 ; Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat Anabilim Dalı
    İnsanlar için sağlıklı hücreler, binalar için sağlam temeller ne kadar önemliyse, nitelikli bir Kur’ân tilaveti için de harfler o derece önemlidir. Zira harf telaffuzu problemli olduğunda hem tilavet hem de -namazın rükünlerinden olması hasebiyle- namazdaki kıraat gayr-ı sahih olacaktır. Bu nedenle harf talimi, Kur’ân tedrisatının en önemli ve hatta en öncelikli meselelerindendir. Kur’ân eğitimcisinin, öğrencilerinin kıraatinin sahih olabilmesi için özenle üzerinde durması gereken bir mevzu olan harf talimi, alan bilgisi (uzmanlık) gerektirdiği kadar pedagojik ve metodolojik yaklaşım (usûl) becerisini de gerektiren bir özelliğe sahiptir. Zira aksi bir tutum, öğrencilerin hem Kur’ân tilavetlerini hem de Kur’ân’a olan muhabbetlerini olumsuz bir şekilde etkileyecektir. Böyle bir olumsuz etki ise onların Kur’ân’a ömürlük bir kitap olarak değil, derslik (sezonluk) bir kitap gibi yaklaşmalarına neden olacaktır. Bu makalede eğitimcilere, nitelikli bir Kur’ân tilavetinin yapı taşlarından olan harf talimi hususunda, ifrat ve tefrit savrulmasına kapılmadan mutedil, pedagojik ve metodolojik bir tedrisatın nasıl icra edilebileceğine dair pratik öneriler sunulmaya çalışılacaktır.
  • Öge
    İlk dönem tecvid eserlerinin teşekkülünde lahn olgusunun etkisi
    ( 2020) Tuncel, Emrullah ; 0000-0002-7970-2608 ; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat Anabilim Dalı
    Lahn olgusunun Kur’an’ın harekelenmesinde ve noktalanmasında (i‘câm) dönemin âlimlerini harekete geçiren öncelikli bir etken olduğu ehlince bilinmektedir. Zira tarihî veriler, gitgide yaygınlaşan bu olgu karşısında hem ümerânın hem de ulemanın bigâne kalamadığını ve bunu önlemeye dair literatürde naktu’l-mushaf veya dabtü’l-mushaf gibi kavramlarla özetlenen bir dizi uygulamalara yöneldiklerini göstermektedir. Aynı şekilde Arap dilinin kurallarının tespit edilerek nahiv ilminin tedvin edilmesinde ve lügat çalışmalarının hızlanarak sözlüklerin telif edilmesinde de lahni önleme amacının ön planda olduğu açıktır. Bununla birlikte hicri 4. asırda Ebû Müzâhim el-Hâkânî (ö. 325/937) ile kısmî olarak başladığı görülen ve hicri 5. asra gelindiğinde, alanın müstakil eserleri olarak temayüz eden tecvid müellefâtının teşekkülünde de lahn olgusu son derece etkili olmuştur. Bu durum makalemizde, ilk dönem tecvid eserlerini oluşturan Hâkânî’nin el-Kasîdetü’r-râiyye, Saîdî’nin (ö. 410/1020 [?]) et-Tenbîh ale’l-lahni’l-celî ve’l-lahni’l-hafî, Mekkî b. Ebî Tâlib’in (ö. 437/1045) er-Riâye li-tecvîdi’l-kırâe ve tahkîki lafzi’t-tilâve, Ebû Amr ed-Dânî’nin (ö. 444/1053) et-Tahdîd fi’l-itkân ve’t-tecvîd ve Abdülvehhâb el-Kurtubî’nin (ö. 461/1068) el-Mûdıh fi’t-tecvîd adlı eserleri üzerinden temellendirilmeye çalışılmıştır. Bu eserlerin takip ettikleri yöntem, başlıklandırma tercihleri, mukaddimeleri ve muhtevaları incelendiğinde, tecvidin tedvin edilmesinde söz konusu müellifler için muharrik olan etkenin, toplumdaki lahn olgusunun yerleşik bir hâl alması olduğu görülmektedir. Bu makalede, mezkûr tecvid otoritelerinin gitgide yaygınlaşan lahn olgusu (feşvü’l-lahn) karşında, tedvin ettikleri öncü eserlerle ne tür önlemler almaya çalıştıkları ve Kur’an kıraatinde cereyan eden lahne karşı kari ve mukrîleri hangi usullerle uyarmaya gayret ettikleri, yine alanın klasikleri hükmündeki söz konusu eserler çerçevesinde ele alınmıştır. Bu bağlamda genelde tecvidin, özelde ise lahnin ortaya çıkışına dair tarihî, dilsel veya sosyal sebepler hakkında detaya girilmemiş, daha çok söz konusu eserlerdeki somut kelimeler/örnekler veya ifadelerden hareketle bir temellendirilmeye gidilmiştir. Tarihî bilgi bağlamında ise sadece Endülüs halkının sosyo-kültürel durumuna kısaca değinilmiştir. Zira çalışmanın kaynağı olan söz konusu eserlerin çoğunluğunu ve en kapsamlı olanlarını Endülüs ulemasının telif ettiği eserler oluşturduğu için bu bağlamda o dönemin Endülüs toplumunda hatalı okuyuşların ziyadeleşmesinin ve buna mukabil olarak da mezkûr eserlerin kaleme alınmasının temel dinamiklerine kısa bir atıf yapılmıştır.